MEMLEKET

MEMLEKETİM

Ezana sesi ile uyandığım,

Gözümü açıp nefesini içime çektiğim

Topraklı yolunda koşarken tozunu arkadan kaldırdığım Memleketim.

 

Yemiş bahçelerinde taş duvar üstünde oturduğum

Güneşini gözlerimle selamladığım,

Deresinde balıkların peşinden koştuğum Memleketim.

 

Avlusunda sabahladığım

Bahçesinde uzanıp hayal kurduğum

Yarin elinden tutup koştuğum

Hasret kokan Memleketim.

 

Dağı, taşı, yeri, göğü saran

Yazı, kışı, baharı birbirini kovalayan

Anasını, babası, evladı ile evleri dolduran

Uçsuz bucaksız memleketim.

 

Canı canana kavuşturan

Rüzgarı ile bayrağı dalgalandıran

Tohumu toprakla buluşturan

Yaman Memleketim..

GECENİN ORTASI

 

Saat gece yarısına vuruyordu

Guguklu saatin altında ellerimi dirseklerimde birleştirmiş bekliyordum

Gözüm kapıda

Kulağım telefonda idi

Bir ses bir haber herhangi bir şey

Öylece karanlığın ortasında bekliyordum

Apansız aklıma gelişlerini kovamıyorum

Aklımın iplerini ele geçirmişti

Düşlerim etrafında dörtnala koşuyordu

Gözlerimin önünde silueti

O delip geçen bakışları

Titreyen gülümsemesi ile

Sanki bana bir şeyler diyordu

Korkuyordum

Kapılıp gitmekten

Ona alışmaktan

Onsuz yaşayamamaktan

Ağzından çıkan her sözün esiri olmaktan

Sahi böyle mi oluyordu

Karnıma bıçak gibi saklanan ağrılar

Ortadan ikiye bölünen uykular

Söylenen her sözden

Kurulan her cümleden medet ummalar

Belki de farkında olmadan kaybolmuşumdur

Kaybolmuşluğumun ortasındayım

Şimdi yapayalnız bekliyorum kurtarılmayı

HUZUR

Bir huzur var içimde

Neden bilmiyorum yaş ilerledikçe mi oluyor anlamadım

Daha az stresliyim

Azaldı sanki bir yerlere yetişme telaşım

Çay ve kitaba daha çok vakit ayırır oldum

Önemli olan ne varsa bilmiyorum ama daha önemsiz artık

Öyle bir huzur var içimde

Daha az kişi ile konuşur oldum

Kelimelerim cümlelerim çoğaldı ama insanlar azaldı

Dostlarımın aslında o kadar da dost olmadığını anladım

Yalnız geçirdiğim vakitlerin en kıymetli vakitler olduğunu geç fark ettim

Dönüşlerim daha erken olmaya başladı

Huzuru eksik gördüğüm yerlere uğramayı bıraktım

Biraz rutine aldım hayatı

Otobüs camından yağmuru izlemenin aslında lüks bir hobi olduğunu fark ettim

Müziğin en az ekmek kadar su kadar ihtiyaç olduğunu itiraf ettim kendime

Hayallerimi çoğalttım

Fazlalıkları tek tek çıkarttım

Ellerimi birleştirip kafamdaki çığlıklara kulak verdim

Ve anladım ki huzur aslında fırından sıcak ekmek almak

Temiz çarşafta uyumak

Yeni kesilmiş çimleri koklamak

Ya da yağmurlu bir günde otobüs camından dışarıyı izlemekmiş

Ve anladım ki huzur bilmediğin yerlere seyahat edip

Hiç tanımadığın insanların hayatı olmakmış.

AKŞAM VAKTİ

Yine bir akşamdı

Sabahtan kalma güneşi

Bulutlarla kapatmış bir akşamdı

Son sigarayı

Ciğerime çekip soluduğum bir akşamdı.

Elim cebimde yürürken

Zihnimin koşarak uzaklaştığı bir akşamdı.

Öyle bir akşamdı

Kimsesizlerin daha çok kimsesiz kaldığı

Evinin penceresinden bakanların

Daha çok hapsolduğu bir akşamdı.

Yağmurlu bir akşamdı

Ben camın önünde gözlerimi kapatıp

Aklımdan geçen çığlık gibi düşünceleri

Susturmaya çalıştığım yağmurlu bir akşamdı.

Hüzün dolu bir akşamdı

Yanlışlarımın,

Bütün doğrularımı götürdüğünü fark ettiğim bir akşamdı.

Yorgun mu yorgun

Omuzlarımda taşıdığım yükün ağır geldiğini fark ettiğim bir akşamdı.

Yaşanmışlıklara dolu bir akşamdı.

Hayatın labirentinde kaybolmuş

Yolumu bulmayan çalıştığım bir akşamdı.

 

Zamansız bir akşamdı.

Dur durak bilmeyen bu zamanın içinden

Çıkıp atlamak istediğim bir akşamdı.

Ve bütün bu olanların içinde

Sabaha sadık bir akşamdı.

Sabırsız, güneşi doğurmaya gebe bir akşamdı.